28 Kasım 2009 Cumartesi

Geleneksel Katliam Bayramı


Aslında bu lümpenlik nerden geliyo bende bilmiyorum ama neticede geliyor olması bu söylemlerin çıkış noktasını genişletiyor her saniye, bu ara popüler kültüre savaş açmış durumdayım herkes gider mersine ben tersine, öte yandan farklı olma kaygısıyla yanıp tutuşup popüler kültürün daha bi kölesi olma durumu muhtemel ;), varsın olsun... Hani bu vcd ftv kavgası var ya artık bu hasetlik fesatlık durumunun başka üniversite casusları tarafından manipüle edildiğini düşünmekteyim :D neden olmasın? Acaba sizce de fazlacana mı paranoyağım, olsun yinede SAÇINIZ YANSIN DİĞER ÜNİVERSİTELER. Kurban kesmedim, kesenle arama 1 masa 2 sandalye koyarım, ama kavurmaya bayılırım tenceresiyle yerim ruhunuz duymaz, hal bu iken ne serden ne yardan vazgeçebiliyorum aslında :) bu arada kalmışlık ne zaman sona erer? Üstümde fazlasıyla bi hımbıllık var teoride suyun kaldırma kuvvetini buldum ama hamamdan dışarı koşucak gücüm yok, acaba bende nineler gibi mevsimsel dedikten sonra yine sıcacık yorganımın içine geri mi dönsem? Geçen gün uyurken o ulvi cümle ağzımdan bi anda çıkıverdi, yalebbim herkese bi sıcak yorgan ver :) nasıl bi fantazi ise artık, plastik poşetlerin rüzgardaki başı boş tavrını bu ara bi kaç yakınımda görüyorum ve bu beni çok rahatsız ediyor, Lady sana sesleniyorum eğer beni duyuyorsan ödemeli at..

24 Kasım 2009 Salı

Insomniac mıyım neyim?

Insomnia: nam-ı değer uyuyamıyorum hüleynn hastalığı, ortada aslında bi doktora gitmişliğimiz yok fakat hissediyorum bu bendeki tamda böyle birşey, aslında bu vampir yaşam tarzı bana çok uzak olmamakla birlikte, geceleri bi takım şeyleri herkes uyurken yapmak ne kadar zevklidir ki acaba? Bu dezavantajlar veya avantajlar bütününü değerlendirmeye alma kafasında olmamakla birlikte olayı ulvi bi hastalık kategorisine almakda istemiyorm, sadece ertesi günün sonlarına doğru zombi necla tavırlarımın artması etrafa huşu içerisinde boş boş bakmam ve sevgi kelebeği dorothy hallerim ruhen beni rahatsız ediyo.. Cipralex'e vermiş olduğum aranın sebebinde bu olması gibi ilaçla iyi olucağıma iyi olmam nayn tavrımı korumak istememden eğer otokontrolümü bu kadar kaybetmişsem sonuçlarına katlanırım arkadaş... Katlanmasına katlanırımda etrafımdakiler katlanır mı acaba? katlanılması muhtemel bi insan oluyorum ama dedim ya sessiz sakin laf sokmayan başkalarıyla uğraşmayan doruğu kim sevmez.. Bu aralar hardcore Quantic dinliyorum şiddetle tavsiye ederim. Konudan konuya sapma yeteneğimin sosyopat kişiliğimle bi alakası yok tabiki :) artık bi çok konuda darlanmaya başladım git gide tahammül seviyem alçalmakta tahammül seviyemi arttıran tek şey olan cipralex ise kutusundan melül melül beni kesmekte, ama dedim ya bunca yıllık otokonrtolümü ben değilde bi ilaç sağlayacak ise varsın o kontrol sistemi dağa kaçsın yansın bitsin kül olsun, insana bu tribal yazma halleri neden geceyi sabaha bağlayan sıçtım mavisi ne yakınken gelir. ( Bilmeyenler için sıçtım mavisi: öğrenci kişinin ertesi gün sınavı olmasına rağmen sınavına son güne kadar çalışmadığında, yumurtanın kapıya dayandığı gün olan o son gün çalışmaya başlar , araya giren yayma politikası etkisini gösterdiğinden öğrenci kişinin aklına pek bişey girmez, tam kafaya bişeyler girmeye başlar ki o da ne? kafayı bir kaldırır etraf aydınlanmaya başlamıştır işte o sıçtım mavisidir :) ) Durum bu iken aslında sınavımız olmamasına rağmen bu detayı vermemizde güzel oldu, ben zaten günlük hayatta kendimden de hep 3.cü şahıs gibi bahsederim bakmayın bu yazı diline :) iyice mi çıldırıyorum ne, yada bu yazıyı bi gün birileri okursa acaba ne düşünür tribal histerik kendini çözümlemiş ama bi o kadar manyak der mi?.. Pazarlama dürtüsü bu kadar ileriye gider mi popüler kültürle kardeş olmuşlarken daha ne olabilir ki zaten, olma yapma etme diye kendi kendimi manipüle etmeye çalışırken bu telkinlerin yetersiz kalma durumunda bi B planı mevcut mu ?, geç buldum erken kaybettim diye bu nöbetler ne zaman bitecek çok merak ediyorum, ileri düşünerek mantıklı hareket ediyorum ayağını başkalarına yedirmeye çalışırken acaba en başta inanması gereken ben, buna inanıyor muyum? Yarı yarıya... Umarım gerçekten bu kez çalışır keza otomatik portakalı durdurmak kolay olmadı...

Son olarak Yılmaz Özdil cumartesi gün ki yazısının finalinde yine gönülleri fethetti ;
Kendi düşen ağlamaz.
Nihai hedeflerine varmak için,
“din”i bu kadar “alet” etmelerine göz yumarsan, n'olur?
*
Din'leme alet'i!

Kör tanrı

Afrodit’in oğlu Eros küçükken bir oyun oynarken kör olur. Ancak Eros “aşk tanrısı”dır ve bir tanrı olarak işini yapması gerekmektedir. Kör olduğu için Eros’un attığı oklar Eros’un istediği yerlere değil saçma sapan yerlere isabet eder. Böylece aşk ota da boka da konar.

Çünkü, aşkın (en azından tanrısının) gözü kördür.

Ps: Bu hikayeyi bana birgül anlattı onun icin kendisine teşekkürü borç bildim ödedim..

8 Kasım 2009 Pazar

Memory


Stop motion adami hakikaten yoruyor, sen 1 dakikada izledinde biz 5 saatte cektik o ne olucak peki?

18 Ekim 2009 Pazar

This is a film, by: Goran Bregovic (Arizona Dream soundtrack)


This is a film about a man and a fish.
This is a film about dramatic relationship between a man and a fish.
The man stands between life and death.
The man thinks,
The horse thinks,
The sheep thinks,
The cow thinks,
The dog thinks.
The fish doesn't think.
The fish is mute.
Expressionless.
The fish doesn't think,
Because the fish knows
Everything.

The fish knows
Everything.

Masters of Photography


E. J. Bellocq, 1912 - Untitled
Kaynak: www.masters-of-photography.com

Masters of Photography


Manuel Alvarez Bravo, 1930's - Frida Kahlo in Manuel's studio
Kaynak: www.masters-of-photography.com

17 Ekim 2009 Cumartesi

Dinlemekten Sıkılma


Charlie Winston - In your hands

Cipralex'in verdiği dayanılmaz huzur .)




Doktora gitmek güzel şey , hele ki gittiğiniz doktor kafa açıyorsa o daha da güzel şey hakikaten , anger management filmini izleyenler bilirler, bende de o durum vardı öfkemi kontrol mekanizmam kırılalı uzun süre olmuş sinirlenmemi sağlayacak olayların vuku bulmasını aportta beklerken, güzel bi karar verdim, bir psikiyatriste gitmeliydim, ilk seansta çaktı alnımın orta yerine reçeteyi, bu ilacın bu kadar derde deva olduğunu bilseydim bu kadar beklermiydim? Hardcore beşiktaşlı ruhum bile bu ilaç sayesinde beni terketmişti, tarihi Manchester United - Beşiktaş maçını kapalı tribünden izlerken, kendi kendime yahu artık kombineyi numaralıdan alma zamanı geldi galiba diye mırıldandım, çünkü zıplamaya, bağırıp çağırmaya veya maç sonrası kısılan ses için millete dert anlatmaya takatim yoktu, keza trafikte önüme kıran arabaya korna çalmaya sen napiyosun canım benem demeye, ağız dolusu küfür etmeye olmadığı gibi, zihnimde güzel fikirler türemeye başladı, neden bu Cipralex'i şehir suyuna karıştırmıyorlar gibi, bi anda hepimiz sinirleri alınmız löp ete dönsek ya, güzel olmaz mıydı? Ben ben olmaktan çıktım mı acaba, peki ya ilacı bıraktığım zaman ne olacaktı? Onunda cevabı hazırdı aslında, bu tip antideprasan ilaçlar insanda şartlı refleks yaratmaktaymış belli bi süre sonra ilaç bırakıldığında dahi o davranış stilinin avantajları insan zihninde yer ettiğinden, kişi ilacı bıraksa bile o davranış şeklini iyi kötü korumaktaymış. Sevdim bu anlamsız huzuru..