Insomnia: nam-ı değer uyuyamıyorum hüleynn hastalığı, ortada aslında bi doktora gitmişliğimiz yok fakat hissediyorum bu bendeki tamda böyle birşey, aslında bu vampir yaşam tarzı bana çok uzak olmamakla birlikte, geceleri bi takım şeyleri herkes uyurken yapmak ne kadar zevklidir ki acaba? Bu dezavantajlar veya avantajlar bütününü değerlendirmeye alma kafasında olmamakla birlikte olayı ulvi bi hastalık kategorisine almakda istemiyorm, sadece ertesi günün sonlarına doğru zombi necla tavırlarımın artması etrafa huşu içerisinde boş boş bakmam ve sevgi kelebeği dorothy hallerim ruhen beni rahatsız ediyo.. Cipralex'e vermiş olduğum aranın sebebinde bu olması gibi ilaçla iyi olucağıma iyi olmam nayn tavrımı korumak istememden eğer otokontrolümü bu kadar kaybetmişsem sonuçlarına katlanırım arkadaş... Katlanmasına katlanırımda etrafımdakiler katlanır mı acaba? katlanılması muhtemel bi insan oluyorum ama dedim ya sessiz sakin laf sokmayan başkalarıyla uğraşmayan doruğu kim sevmez.. Bu aralar hardcore Quantic dinliyorum şiddetle tavsiye ederim. Konudan konuya sapma yeteneğimin sosyopat kişiliğimle bi alakası yok tabiki :) artık bi çok konuda darlanmaya başladım git gide tahammül seviyem alçalmakta tahammül seviyemi arttıran tek şey olan cipralex ise kutusundan melül melül beni kesmekte, ama dedim ya bunca yıllık otokonrtolümü ben değilde bi ilaç sağlayacak ise varsın o kontrol sistemi dağa kaçsın yansın bitsin kül olsun, insana bu tribal yazma halleri neden geceyi sabaha bağlayan sıçtım mavisi ne yakınken gelir. ( Bilmeyenler için sıçtım mavisi: öğrenci kişinin ertesi gün sınavı olmasına rağmen sınavına son güne kadar çalışmadığında, yumurtanın kapıya dayandığı gün olan o son gün çalışmaya başlar , araya giren yayma politikası etkisini gösterdiğinden öğrenci kişinin aklına pek bişey girmez, tam kafaya bişeyler girmeye başlar ki o da ne? kafayı bir kaldırır etraf aydınlanmaya başlamıştır işte o sıçtım mavisidir :) ) Durum bu iken aslında sınavımız olmamasına rağmen bu detayı vermemizde güzel oldu, ben zaten günlük hayatta kendimden de hep 3.cü şahıs gibi bahsederim bakmayın bu yazı diline :) iyice mi çıldırıyorum ne, yada bu yazıyı bi gün birileri okursa acaba ne düşünür tribal histerik kendini çözümlemiş ama bi o kadar manyak der mi?.. Pazarlama dürtüsü bu kadar ileriye gider mi popüler kültürle kardeş olmuşlarken daha ne olabilir ki zaten, olma yapma etme diye kendi kendimi manipüle etmeye çalışırken bu telkinlerin yetersiz kalma durumunda bi B planı mevcut mu ?, geç buldum erken kaybettim diye bu nöbetler ne zaman bitecek çok merak ediyorum, ileri düşünerek mantıklı hareket ediyorum ayağını başkalarına yedirmeye çalışırken acaba en başta inanması gereken ben, buna inanıyor muyum? Yarı yarıya... Umarım gerçekten bu kez çalışır keza otomatik portakalı durdurmak kolay olmadı...
Son olarak Yılmaz Özdil cumartesi gün ki yazısının finalinde yine gönülleri fethetti ;
Kendi düşen ağlamaz.
Nihai hedeflerine varmak için,
“din”i bu kadar “alet” etmelerine göz yumarsan, n'olur?
*
Din'leme alet'i!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder